• Bana Yarış Bul

    Bana Yarış Bul

    Nasıl bir yarış arıyorsun?

    Örn.: koşu, çocuk, macera yarışı, şehir ismi, yarış ismi…

FRIG ULTRA: Acemi bir ultracının deneyimleri

https://antalyarunners.wordpress.com sayfasından alıntıdır.

frig9_crop

Herkese merhabalar,

FrigUltra katıldığım ilk ultra maraton ve şu ana kadarki en uzun mesafem olması nedeniyle kişisel tarihimde önemli yeri olan bir yarış.

Koşuya ilk başladığımda 4 yıl boyunca 30 dk. süre ve 4-5 km. mesafelerle koşuyordum. İlk resmi yarışım olan ve çok eğlenceli geçen Runatolia 2016 sonrasında daha uzun mesafelere geçmek istediğimi anlayıp, Şubat ayından itibaren haftanın 6 günü programlı olarak antrenman yapmaya başladım. Herhangi bir spor yaparken sakatlanmamak ve sağlıklı bir şekilde gelişmek için mutlaka bir eğitmenle çalışmak gerektiğine inananlardanım. Bu yüzden Runatolia sonrasında antrenmanlara hocam Kemal Özdemir ile başladık.

Şubat’tan itibaren bir kaç tane 10 km yarışı koştuktan ve iki tane de 21 – 26 km.’lik dağ tırmanışı yaptıktan sonra ultraya katılmama karar verdik. Bu arada maraton hedefimizi de 2017 olarak belirlemiştik.

Ultra’ya hazırlık

3 Eylül’deki FrigUltra’da 29 km. kategorisinde koşmaya karar verdikten sonra Temmuz ortasından itibaren hazırlanmaya başladım. Bir buçuk aylık sürede 15 – 20 – 25 km’lik uzun koşular, tırmanış antrenmanları ve intervaller yaptım. Frig’de benim aklımdan geçen yarışı bitirmekti. Çok fazla tırmanış tecrübem olmadığı için yarışı yürüyüş ağırlıklı bitireceğimi düşünüyordum. Kendimi diğer ultracılarla karşılaştırma şansım olmamıştı ve nerede olduğumu bilmem zordu.

2 Eylül’de yarışan diğer arkadaşlarla Antalya’dan Afyon’a geldik ve otelde Kemal hocam bizi karşıladı. Benim düşüncem yarışı bitirmekti, ancak hocam doğrudan bana “Kürsü yapacaksın” deyince, bir şok anı yaşadım, kendimi henüz hazır hissetmiyordum, benden çok daha deneyimli koşucular vardı. Ama hocam katılımcıların çoğunu tanıdığı için bu değerlendirmeyi yapabilmişti. Yine de kendime o kadar güvenmiyordum.

Evet, rahat olarak geldiğim, “Geze geze koşarım” dediğim Afyon’da, hocamın kürsü yapacaksın talimatı ile karın ağrılarım başlamıştı 🙂

FrigUltra, ultraya başlangıç için en uygun yarış olarak biliniyor. Zorluk derecesi diğer parkurlara göre daha az. Yanımda enerji jeli getirmiştim ancak 29 km. mesafede kullanmanın gereksiz olduğunu anlayıp, onları yanıma almadım. Check pointlerdeki soda ve suyun yeterli olacağını düşündüm.

Yarış öncesi akşam makarna, patates kızartması, buğday salatası yedim. Et, süt, yumurtalı yiyecekleri yemediğim için ve yarış öncesi karbonhidrat ağırlıklı beslenmek gerektiği için bu tercihleri yaptım. Sabah da her zaman yediğim kahvaltıyı hazırladım. Malzemelerimi yanımda getirmiştim: Yulaf ezmesi, ceviz, iç çekirdek ve kuruyemişler. Bir dilim de karpuz yedim. Suyu zaten çok içiyordum. Yanıma 1 lt. kadar su aldım, çantamın gözüne de 1 avuç kadar kabak çekirdeği ve ceviz koydum.

Ultra günü

Yarış sabahı hala heyecandan karnım ağrıyordu. Hocam benimle birlikte 29k koşacak, sonra kendisi 60k’ya devam edecekti.

Pace olarak ortalama 6:00 ile koşmayı planlamıştık. Tabi tırmanışlarda azalacaktı, ancak düz yollarda ve inişlerde 6:00 olmasına dikkat edecektim.

Start alanında gittiğimizde arkadaşlarla fotoğraf çekimleri ve sohbetlerle biraz daha rahatladım.

frig2

Ve yarış

Yarışın ilk 10 km’si düz yoldu. 6 pace ile bu yolu devam ettik. Arada hızlansak da önümüzdeki tepeleri düşünüp yine 6’ya yavaşladık.

Hava çok iyiydi. Antalya’da 35 – 40 derecelerde ve yüksek nemde antrenman yaptığımız için Afyon’un güneşli ve kuru havası bizim için bulunmaz bir nimetti ve bu açıdan rahat bir koşu olacağı kesindi.

11. km’den sonra çok güzel bir vadiye girdik. Vadinin iki yanı yüksek kayalıktı, ortasından ince bir su akıyordu. Zemin kumdu. Suyun iki yanına zıplayarak, kayaların üzerinden geçerek bu hareketli yolda koşmak hem yorucu hem de zevkliydi.

Vadiden çıktıktan sonra hedef 14. km’deki check-point idi. Dik bir rampa tırmanışı ile oraya da ulaştım. Neyse ki soda vardı. Küçük mataramı soda ile doldurdum, elimi yüzümü yıkadım. Baktım herkes devam ediyor, çok da oyalanmadan ben de yarışın ikinci yarısına başlamak üzere yola koyuldum.

Ufak bir hata…

Bu noktaya kadar kalabalık olarak gelmiş olduğumuz için ve yol düz patika olarak devam ettiğinden işaretlere bakma ihtiyacı pek gerekmemişti. Ancak check-point sonrasında tırmanışa devam ettiğimizde birlikte koştuğum kişiler azalmıştı ve aradaki mesafeler açılmıştı. İşte bu noktada bir hata yaptım.

Bir gün önceki brifte “Yol yarışı gibi önünüze bakarak koşmayın, ultrada işaretleri takip etmeniz çok önemli.” demişlerdi. Ama ben önümdeki kişiyi takip ediyorum nasıl olsa rahatlığı ile işaretleri takip etmemiştim. 50 m. kadar önümdeki arkadaşın geriye bakıp “işaretler yok” diye bağırması ile kendime geldim. Etrafa şaşkınlıkla bakarak ağaca, çalılara bağlı bir işaret görmeye çalıştım ancak yoktu.

Hemen geriye doğru koşmaya başladım ve ileride bir ağaca bağlı işareti gördüm. O tarafa doğru gittiğimde, işaretten sonra yolun sola doğru devam ettiğini anladım. Bundan sonra da işaretlerden gözümü ayırmadım. Bir iki kere “Kaybettim mi acaba?” hissine kapıldım ama neyse ki yanlış yöne gitmedim.

Yola devam…

Parkurun ikinci yarısı daha hareketli idi. Tepeler, inişler, köylerin içinden geçen yollar, çocuklar, inekler, koyunlar, köpekler…

14 km’den sonra ilk hedefim 25. km’ye ulaşmaktı. Bu arada bayağı yorulduğumu söylemeliyim. Hocam önden devam etmişti, ben yalnız gidiyordum. Ancak uzun bir yolu Mine Kılıç ile birlikte gittiğimiz için en azından uzakta da olsa önümde onu görmek beni motive ediyordu. Onun turuncu tişörtünü gördükçe yolu da tahmin edebiliyordum 🙂

Sanırım 22. km civarında bir çeşme bulduk. Benim için hayat kurtarıcıydı. Kana kana su içtim, mataramı doldurdum, başımı ıslattım ve daha rahat devam ettim.

Yolun kalanını çeşmede yakaladığım Mine Kılıç ile yan yana koştuk. Küçük tepeler ve inişlerle parkurun hareketliliği devam ediyordu. Bir ara çok yumuşak topraklı bir tarladan geçtik, koştukça ayaklarım içe batıyordu, bir kaç yerde tökezledim, en zor yerlerden biriydi, ama iyi ki uzun sürmedi 🙂 Bu arada Mine’nin diğer ultra deneyimlerini dinledim, 100 km’lik Kapadokya yarışı gözümü oldukça korkuttu 🙂

27. km’ye ulaştığımda orada olduğuma inanamıyordum. Yarış neredeyse bitmişti ve benim dış dünya ile hiç bir ilişkim yoktu. Zihnim sadece 2 km daha koşmaya odaklanmıştı. Gerçek yorgunluk başlamıştı, ama Mine halen aynı hızda koşmaya devam ediyordu. Hem de o 42 km koşacaktı. Ben yoruldukça, ona daha çok hayran oldum 🙂

Süre ve derecem konusunda hiç bir fikrim yoktu ama arkamdan da kimse gelmediği için beni geçecekler endişem de yoktu.

O sıralarda hocamla yeniden buluştuk ve onun da verdiği yeni enerji ile son 2 km’yi de yavaş da olsa bitirdim.

Finiş…

29 k finişinde kendimi orada gördüğüm boş bir sandalyeye attım. Finiş noktası yaklaşık 500 m. daha gerideydi. Yani 28,5 km’de. Zihnim son adımı atmaya ayarlı olduğundan finişi geçtiğim anda 10 metre daha koş deseler ayaklarımı kıpırdatamazdım 🙂

Hemen soda ve kurabiyelerle kendime geldim ve kaçıncı olduğumu sormayı akıl ettim.

29k’da 2. olmuştum!!

Birinci olan Neval Gördük, zaten benden çok daha deneyimli bir koşucuydu, onun arkasından ikinci gelmek de ayrı bir sevinçti. Tabi aramızda 30 dk kadar fark vardı :))

İlk ultra yarışımda ve o güne kadar koştuğum en uzun mesafede kürsü yapmış olmak benim için inanılmazdı.

Resmi sürem 3:18:49 olmuştu; yarış boyunca ortalama pace ise 6:55 idi. Tüm tablo şu şekilde:

img_8893

img_8905

img_8906

img_8907

parkuryukseklik

Yarış sonrası sözler

Otele gittiğimiz andan itibaren çıkışa kadar organizasyon çok iyiydi. Çok keyifli zaman geçirdik. Başta AntalyaRunners’tan arkadaşımız Halil Aktan olmak üzere tüm ekibe ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Kendileri ile tanışmaktan çok memnun oldum.

Tabi ki antrenman programları ile beni yarışa en doğru şekilde hazırlayan ve yarışta benimle koşan Kemal Özdemir hocama ne kadar teşekkür etsem az. Sayesinde bana çok zor olarak görünen yarışları bile başarı ile bitiriyorum.

frig3

Yarışın kendisi benim için unutulmazdı zaten. İlk kez kürsüye çıkmak çok heyecanlıydıfrig5_crop

Bu organizasyonların en güzel kısmı bence farklı şehirlerdeki arkadaşlarla bir araya gelmek oluyor. Deneyimli koşuculardan diğer ultraların hikayeleri dinlemek, parkurlar hakkında bilgiler almak da çok değerliydi.

Birlikte antrenman yaptığımız AntalyaRunners’tan arkadaşlarımla daha pek çok yarışı birlikte eğlenerek bitirmeyi diliyorum. İyi ki sizlerle tanışmışım.

Daha önce Frig Vadisi’ne gitmediyseniz, koşu için olmasa bile trekking ve kamp yapmak için mutlaka gidin derim. Manzaralar inanılmaz güzel, kendinizi başka bir gezegende hissedeceksiniz. Mağaraları keşfedin, vadide yürüyün, köyleri ziyaret edin. Bence harika bir gezi olur.

Bundan sonra önümüzde BodRun var. Eminim o da aynı derecede eğlenceli olacak.

O zaman hazırlıklar başlasın! 

https://antalyarunners.wordpress.com sayfasından alıntıdır.

Etiketler:, , , , , , , , ,

Geri Bildirim gönder...

Yorum Yaz

*

INSTAGRAM’DA TAKIP ET

FACEBOOK’TA TAKIP ET

Düzenlenen yarışların tarihlerini ve harika spor makalelerini haftalık olarak e-postayla gönderilmesini ister misin?
* = doldurulması zorunludur
www.yarisbul.com © Kendine Uygun Bir Yarış Bul
Tüm hakları saklıdır. | Kullanım Koşulları | Gizlilik Bildirimi