• Bana Yarış Bul

    Bana Yarış Bul

    Nasıl bir yarış arıyorsun?

    Örn.: koşu, çocuk, macera yarışı, şehir ismi, yarış ismi…

SAPANCA Acemi Çaylak Olmayı Sevmek – Ultra Sapanca Yarış Raporu

https://antalyarunners.wordpress.com sayfasından alıntıdır.

Sapanca Ultra Maratonu 25 Haziran’16 ⬅ Lara Moonlight Trail 18 Haziran’16⬅ Wings for Life 8 Mayıs’16

Resmi sonuçlara göre bu yarı koşu yarı tırmanışı 2. Olarak 3.41.19sn de tamamlamışım. Birinci olan triatletten yaklaşık 40 dk kadar sonra :)) İlk en uzun mesafe ultra deneyimim oldu. İlk olmasından kafada belirmiş olabileceğini düşündüğüm ‘E neyine bu yarış fikri o zaman’ sorusuna cevap vermeden önce koşuya başlama sürecimi anlatmalıyım diye düşünüyorum ki yarış sonrası ‘herkes yaparmış’ hissini anlatmış olayım.



İlk koşu deneyimim bu yarıştan 5 ay öncesine dayanıyordu. Üstelik 2.5 km koşup yürüyüp en fazla 10km mesafe  yapıyordum. Her seferinde de ‘koşu bana göre değil’ diyordum. Ta ki Antalya Runners’ın Güver etkinliği için Onur ‘la tanışana dek. Güver gibi ormanlık bir alanda koşmanın keyifli olacağına inanarak katıldığım etkinlikte tanıştığım koşu severler sayesinde kendimi daha düzenli antrenmanlar içinde buldum ve bu durum günden güne alınmazsa olmaz bir hap gibi beni program yapmam için tetiklemeye başladı. Gündemlerinde yarışlar çoktu. Yarış fikri de burdan çıktı işte.

Wings for Life’a ben de katılmaya karar verdim. Sanki 10km den fazla koşulamazmış daha doğrusu ben koşamazmışım gibi hissettiğim için denemeye karar verdim. 8 Mayıs 2016 WFL’ta ilk 14.84km mesafemi yaptım. Genel kadınlar kategorisinde 36.,yaş grubumda 7. Olmuşum.

Sonra bir kum koşusu olan Lara Beach Run Moonlight Trail denemesi yaptım. Canım çıkacak sandım. Denemesem bu kadar zor olabileceğini hayal bile edemezdim. Akşam gerçekleşmesine rağmen Antalya’nın sıcağı ve nemi de tam kapasite çalışmakta olduğundan kendi adıma sıkı bir challenge gerçekleştirmiş oldum ve tamamlamayı da başararak, (çünkü 4. Km de bırakmamak için çok savaş verdim) 8km mesafede 3. Olmuşum.

Bu kum koşusu sonrası, zorluğu görünce koşamazsam yürürüm ama bu yarışları bitirebilirim düşüncesi bana yetmeye başladı. Yani yarışlara devam. Çünkü hazırlık süreci keyifli, antrenman yapmak, bir spor programı oluşturmak, spor yapmış olmak, farklı insanlarla bir arada ortak noktayı koşu yapabilmiş olmak çok yeterli bir motivasyon bence. Veee.. Sapanca Ultra Maratonu.

‘Hedefin ne?’ diye sordu Antalya Runners’tan bir arkadaşım. Hedefim ne? Hiç düşünmemiştim. Bir hedef mi olmalı, hedef niye koymalıyım?  Ben daha hiç 30 km koşmamış biri olarak yapamayacağım endişesi taşımaktaydım. Atlet değilim, hedefim bitirmek ve ‘benden ne çıkar’ ı görmek olabilir en fazla diye geçirdim içimden. Kimlerle dans ediyorum bilmediğim için, atletler, triatletler, yaş grubum vs. Sadece kendime, parkuru ve yolculuğu hissetme ve finishe ulaşma emri verdim. Haftada 2-3 gün 10km’lik antrenmanlar yapmaya başladım. Yine de haftada 30km çıkarmak, tek seferde 30km çıkaracağıma beni ikna etmiyordu. Bir kere 20 km antrenmanı yaptım ve dedim ki sanırım bu 30km ancak yürü, koş çıkar 🙁 Beraber antrenman yaptığımız Antalya Runners’tan 50k koşacak arkadaşlarla  hazırlık süreci başladı böylelikle ve ultranın son haftasi dahil devam etti. ULTRA GÜNÜ Yarış öncesi ilk defa kullanmayı planladığım zero shot ımı, hurmalarımı, portakal suyuna tuz katarak hazırladığım konsantre  küçük su kaplarımı (kontrol noktalarıda üzerine soğuk su koyup içilecek hale getirmek için) sırt çantama doldurdum. Antalya Runners’tan arkadaşım Zeynep Ö. Y.‘ın da tavsiyelerini dinleyerek karbonhidrat ağırlıklı akşam  yemeği ve sabah kahvaltımı yaparak ve litre litre suyumu akşamdan içmiş olarak yarış alanına geldim.  Tüm ekip birbirine tam anlamıyla süper pozitif  akım dolaştırdığı için koşarken kimseden kopmadan koşabilmeyi istiyordum ki bu imkansız bir istekti. Yalnız koşmak zorunda kalacağıma kendimi ikna etmeye çalışırken mutlu, umutlu, heyecanlı, canlı fotoğraflarımızı çektik ve start verildi. Bir süre birlikte, sohbetli, muhabbetli, fotolu koştuktan sonra parkur tek ilerlememize olanak verecek kadar daraldı ve artık yalnızdım. Koştum önce durmadan, önde Antalya Runners’ tan birilerine ulaşırım umuduyla. Derken diğer koşucularla konuşa, selamlaşa daha tenhalaşan ve koşulamayacak kadar dikleşen, sıcaktan erimeye başladığım patikaya geldim. İlk kontrol noktasında (CP) su donanımlarımı kontrol edip bir şişeyi de kafamdan aşağı  hiç düşünmeden boca ettikten sonra bel çantamda yanımda olması çok saçma kart, para, vb. Bilumum ıvır zıvırı ıslattığımı farkederek bel çantamı, su damlayan tişörtümden uzaklaştırmak adına sırt çantama bağlamak suretiyle koşarken sürekli sağıma soluma çarpan rahatsız edici bir unsuru kendime yol arkadaşı etmiş oldum. Derken sıcak, susuzluğu ana problemim haline getirince tüm su stoklarımı 14k kontrol noktasına kadar tükettim. Koşunun adı artık tırmanış olmaya başlamış, yürüyen koşucularla karşılaşıp dert ortaklığı muhabbetine başlamışken bir de arılar devriye gezmeye başladı etrafımda ki, onlarla konuşursam beni anlarlar kafasına ulaşmıştım. Etrafımda on beş tur atan eşek arısıyla konuştum ve beni ısırmadı :)) Ağaçlar yol kenarında kaldığı için yolun ortası güneşten yanıyordu ve yol o kadar dik ve sonsuzlaşmıştı ki bir ara yürümeye tahammül edemedim. Dizlerimi kırıp ellerimi dizlerime bastıra bastıra yaşlı nineler gibi tırmanmaya çalıştığım da oldu 🙂 Olmadı değil!  14k kontrol noktasında diğer kontrol noktasının 21k’de olacağı söylendiği için ‘tek hedef su’ diyerek ilerlemeye başladım. Yalnız ilerlemekte olduğum dik yolda Antalya Runners’tan Emine Ö.‘yle karşılaştım. Nasıl sevindim. Hedefim Emine’ye ulaşmakmış gibi rahatladım. Beraber ilerlemeye başladık.  Bir süre sonra Antalya Runners’tan İbrahim B. bize yetişti. Biraz sohbet, biraz ‘hadi koşalım’ telkinleriyle 21k ya koşuyorduk. Şu köşeyi dönünce, sağda kesin, sola dönünce derken 25k yapmış, kontrol noktasına ulaşamamıştık. Susuzluk beni bitirmisti ve yürüyüp gideyim artık dedim. Emine ve İbrahim’in de su stokları azalmış olmasına rağmen su tekliflerine hayır diyemedim. Aklıma da zero shot’ım nedense hiç gelmedi bu arada. Emine devam etti ve bizden uzaklaşmaya başladı. İbrahim hurma çıkarmasa hurmalarım da aklıma gelmeyecekti. Ben de çıkardım ama boğazımın kuruluğundan yiyemedim. Keşke tüm parkur  böyle olsa diyeceğim kadar güzel, yemyeşil çimenlik bi alana geldik bir süre yürüdükten sonra. İleride süslü püslü, vaha olduğunu düşündüğüm, serap mı, CP mi belli olmayan sanki yürüdükçe uzaklaşan noktaya doğru ilerledik. Epey yürümüştük zaten, hem de tempolu bile değil. Yürüyorduk öyle. Elimde hurmalarımla CP’e ulaştığımda aslında finish’e geldiğime inanmakta zorlandım. Finish’ten önce bir kontrol noktası daha olmalıydı ya, neye inanıyorsan o. Madalya, fotoğraf çekimi vs. Bitmişti işte! Bitmesindi. Koşacaktım ben daha. :(( Kontrol Noktası + 30k finish gerçekten çok iyi donatılmıştı. Hurmalarıma, arka arkaya devirdiğim meyve suları eşlik etti. Erken biten yarışın acısını unutturuverdi. Vaha şahaneydi yok yoktu. Bir 50k daha koşabilirdim ama karnım buna izin veremezdi artık…

Beklenmedik bir Finish’ti benim için her anlamda. 💜 Serap değil gerçekmiş, CP değil Finish’ miş :)) İlk ultramda 2. Olmuşum üstelik 🙂 Acemi şansı bu olsa gerek!

Sapanca Ultra Maratonu zorlu, sıcak, kurak ve ilk tecrübemdi. Hep destek ünitesi Antalya Runners arkadaşlarıma, Onur Şentürk’e, H. Aktan’a ve tüm ekibe teşekkürler! Beraber nice etkinliklere!

Bence herkes yaparmış 🙂 Sen hiç koştun mu?  Bir dene. Yeter ki vazgeçme!

https://antalyarunners.wordpress.com sayfasından alıntıdır.

Etiketler:, , , , , , , , ,

Geri Bildirim gönder...

Yorum Yaz

*

INSTAGRAM’DA TAKIP ET

FACEBOOK’TA TAKIP ET

Düzenlenen yarışların tarihlerini ve harika spor makalelerini haftalık olarak e-postayla gönderilmesini ister misin?
* = doldurulması zorunludur
www.yarisbul.com © Kendine Uygun Bir Yarış Bul
Tüm hakları saklıdır. | Kullanım Koşulları | Gizlilik Bildirimi