• Bana Yarış Bul

    Bana Yarış Bul

    Nasıl bir yarış arıyorsun?

    Örn.: koşu, çocuk, macera yarışı, şehir ismi, yarış ismi…

RunOnuR – Ida Ultramaratonu 35K – 2017

Photo credit: Goshots

Benim için yılın son yarışı olan Ida Ultra – Run Zeus 35k koşusunu 3 Aralık cumartesi günü 4 saat 50 dakika 30 saniyede koşarak bitirmeyi başardım. Bu sezon fazla koşu antrenmanı yapmadığım için doğrusu belki daha kısa bir mesafe koşmamdı ancak Antalya’dan kalkıp 8 saat yol gittikten sonra 1 saat yarış koşup gelmeyi kendime yediremedim 🙂 Aslında yarış öncesinde geçen seneki sonuçları incelerken camiadan tanıdığım bazı isimlerin sonuçlarına bakıp kendimi  dört buçuk saat civarında koşabileceğime inandırmıştım fakat 20km sonrasında bunun olmayacağı anlayıp manzaranın keyfini çıkartmaya çalıştım.

Hazırlık

Son koştuğum yarış olan Uludağ Ultra‘dan beri antrenmanlarımı daha çok yüzmeye yoğunlaştırdım. Yaz bittikten sonra havuz sezonunu açtım ve haftanın 3 günü (bazen 4 gün) yüzüyorum. son aylardaki iş yoğunluğu ve hedef yarış olmaması sebebiyle de uzun antrenmanları hepten ihmal eder oldum. Sonuç olarak eskiden haftada koştuğum mesafeleri bir ayda koşmaya başladım. Geçtiğimiz aylarda ancak haftada iki gün ve bir saati geçmeyen koşular yaptım. Bu da ortalama aylık 70km civarına denk gelmiş. Tabi bir ultramaraton için yetersiz olduğunu söylemeye gerek bile yok. Ben bu yarışa genel dayanıklılığıma güvenerek girdim.

Temmuz-Aralık 2017 arası aylık koşu mesafelerim

Ulaşım ve konaklama

Antalya Runners‘tan arkadaşım İbrahim Baykal geçen sene (o zaman adı Kaz Dağları Ultra’ydı) İda Ultra’yı koşmuştu ve son bir yıldır da yarışın tanıtımını yapıyordu. Ayrıca İbrahim’in ailesinin yazlık evi de yarışın merkezi olan Ramada Kaz dağları Resort otele çok yakın olduğu için konaklama da sıkıntı olmayacaktı. Çocukluğumdan beri gidip geldiğim Edremit ve çevresinin ben de çok önemli bir yeri olduğu için ben de gitmeyi çok istiyordum ancak kaydımı ancak yarıştan iki hafta önce yapabildim. Ultralarda istenilen zorunlu malzemelerimi kontrol edip, eksik birşey olmadığını görünce yola çıkacağımız cuma gününe sadece sağlık raporunu hazırlamak dışında bir eksiğim kalmadı. (normalde triatlon lisansım yeterli olacaktı fakat lisansın geçerliliği 30 kasımda bittiği ve araya hafta sonu gireceği için yeniletmekle uğraşmadım ve sadece sağlık raporunu ibraz ettim. Sporcu lisansının nasıl çıkartacağınızı bilmiyorsanız bu konuyla ilgili yazdığım şu yazıyı okuyabilirsiniz) 
Yarış cumartesi günü koşulacağından cuma sabahtan yola çıkmaya karar verdik. Normalde 7 kişi ve 2 araba olarak gidecektik fakat başka bir iş için Balıkesir’e gitmesi gereken Mehmet Zeki’nin de eklenmesiyle sabah 08:00’da antalya’dan çıktık. Oldukça neşeli bir yolculukla ve sık sık mola vererek akşam üzeri Ramada Otel’e ulaştık. 
Beraber yolculuk yapılacak en keyifli ekip. 

Söğüt’te Yusuf amcanın hazırladığı kahvaltı nefisti. Doğa Aile çay bahçesi adres bilgileri için tıklayın.
soldan sağa ekip: ben, İbrahim, Işıl, Tarık, Mehmet, Abdi, Cemile, Mustafa

Yarış için zorunlu malzemelin kontrolu ve koşu kitlerimizin alınması oldukça sistemli bir şekilde yapıldı. Bu noktada bazı sporcuların zorunlu malzemeler konusunda şikayet ettiklerine ve aralarında malzeme değişliği yaparak organizatörü kandırma yolunu seçtiklerine şahit oldum (bir kez daha) Sporcu sağlığı ve selayeti düşünülerek koyulmuş kuralları esnetmeyi doğru bulmuyorum. Ayrıca sen taşıyorsun ama rakibin de aynı malzemeyi taşıyor be adam/kadın, derdin ne?
Ramada Otel katılımcılara teknik toplantı öncesinde makarna ikram etti. Yarışlar öncesinde gelenek haline gelen bu jest usulünce yapılmayınca olumludan çok olumsuz etki gösterir diye düşünüyorum. Sadece maliyet düşünülerek makarnanın üstüne konulacak sosları azaltmak veya misafirlere “bitti” demek hoş değil. Hele bir de koşucuları dışarı çıkartırken otelde kalan misafirler için mükellef bir açık büfe kuruyorsan daha ayıp. Fazladan bir kilo kıyma maliyeti çok etkilemez merak etmeyin.
Teknik toplantı tama söylenen saatte başladı. Organizatör Polat Dede kısa bir teşekkür konuşması yaptıktan sonra sırasıyla 15, 35 ve 94k parkurlarını detaylı bir şekilde anlattı. Gereken notları aldıktan sonra finişte geri alacağımız çantaları hazırladık organizasyona teslim ettik. Saat 22:00 sularında evlere dağıldık. 
Işıl’ın evinde son hazırlıkları yapıyoruz.

Tabiki bu kadar değil, bunlara artı zorunlu malzemeler var.

Yarış sabahı

Sabah 05:00 kalkıp hızlıca kahvaltı yaptım. (bir su bardağı yulaf, bir tutam tuz, kuru yaban mersini, kuru üzüm üstüne sıcak su) Saat 06:10’da Bizi Yeşilyurt köyündeki starta götürecek olan servis aracındaydık. 
Serviste koşucuların bir kısmı uyukluyor. Bir kısmı da sohbet ederek start stresni unutmaya çalışıyor.

Akşamdan beri düzenli su içtiğim için köye geldiğimizde hafif çişim gelmişti. Tuvaleti son kez ziyaret edip, ekiple fotoğraf çektik. Birbirimize şans dileyip, startı beklemeye başladık.

İbrahim ve Tarık 94k, ekibin kalanı 35k da yarıştı.

Yarış – Run Zeus

Çok dik ve yaklaşık 2k süren bir yokuşla başlayan yarışın startı verildiğinde arkalarda goy goy yapmakla meşguldüm. Oldukça geriden start aldığımız için yarış slalom yaparak başladı. Abdi ile birlikte hafif bir tempoyla önümüzde yürüyenleri geçmeye başladık.

Yarışın eğim grafiği

Ben yarışı kafamda şöyle planlamıştım. 20. km’ye kadar kendini koru. Sonra Doyran istasyonuna kadar süren tırmanışın ilk bölümündeki durumuna göre hareket et. Doyran’dan sonra da neyin varsa ortaya koy. 

Starttan birkaç kilometre sonra Abdi’nin dizi problem çıkartmaya başladı. Beklediğimizden daha yavaş geçtiğimiz bu kısımda yer yer yokuş aşağı iyi tempo yaptık. 12. kmdeki dere geçişinden sonra ormanın içinde yükselmeye başladığımızda Abdi artık yüz metre geride kalmıştı. Hava aydınlandığı için (kafa lambasının pillerini bitikti) artık sorun olmayacağını düşündüm ve hızlanmaya çalıştım. 
Photo credit: GoShots
İlk bölümde reflektörlerle desteklenen işaretlemeler oldukça iyiydi. Tahmin ediyorum birkaç gün öncesindeki fırtınanın da etkisiyle yola düşen büyük taşlar ise koşarken birkaç defa takılmama sebep oldu. Şans eseri yere kapaklanmadım, fakat benim kadar şanslı olmayan birkaç kişiyi gördüm maalesef.
İlk istasyon daha haziran ayında ziyaret ettiğim Adatepe köyüydü. Eski bir rum yerleşimi olan köy buraya ilk gelişim olan 1996 yılında tamamen tek edilmiş bir görüntü sergilerken şimdilerde Butik oteller ve İstanbul’dan gelen işletmecilerin etkisiyle oldukça bakımlı ve yeni göründü gözüme. 
İlk istasyon olan Adatepe’ye yaklaşıyorum.

Bu istasyonda birkaç yudum soda ve kola, birkaç tane de çubuk kraker aldım. Bu kısa moladan sonra geri dönüp tekrar tırmanmaya, çok kısa bir süre sonra da inişe başladık. Bir süre sonra asfalta dönen zemin koşmaya uygun olduğundan yer yer 05:00 dk/km civarında koşabildim. 20. km civarında karşımıza çıkan Roma Köprüsü tadilatta olduğu için altındaki dereden geçmemiz gerekiyordu. Ayaklarımı ıslatmak istemediğim için akşam teknik toplantıda sözü geçen ve ortaya organizasyon tarafından yerleştirilen geçici köprüden karşıya geçip tırmanışa başladım. 

Sahici ve geçici roma köprüleri 🙂

Bu bölüme kadar saatim tahmini varış zamanımı 4:20 lerde gösteriyordu fakat uzun koşu eksiğim olduğu için yorgunluk kendini göstermeye başladı. Köprüden sonra akşam İbrahim’den aldığım meyve püresini yuttum. Adatepe’de mataramı doldurmayı unuttuğum için suyumu idareli kullanmam gerekiyordu. Birkaç yudum içip devam ettim.

Narlı Köyünden geçerken mezarlığın yanındaki çeşmede suyumu doldurdum ve yüzümü yıkadım. Tırmanışa başladığımda aklımda tek bir düşünce vardı. Doyran’a kadar durmadan ilerlemek 20-25 arasındaki kısa tırmanış bile beni oldukça hırpalayınca hedefi tutturamayacağım belli olmuştu. Aslında bu duruma pak şaşırmasam da yine de biraz hayal kırıklığına uğradığımı itiraf etmeliyim. Hele inişlerde beni geçenler oldukça kendi kendime patika antrenmanlarını arttırma konusunda söz verdim. 25. km de başlayan esas tırmanışa oldukça moralsiz başladım. Saat git gide bitiriş zamanını ileriye atıyordu ve ben 4 kilometrelik yokuşun birkaç noktasında nefeslenmek için durmak zorunda kaldım. Doyran’a varınca istasyonda matarama biraz kola ve su doldurdum. Kenardaki çeşmede elimi yüzümü yıkayıp, tekrar yüzümü yokuşa döndüm.

Tırmanışların zaman zman çok dik olduğu doğrudur.

Bu bölümde eğim tırmanış-düzlük şeklinde devam etti. İki dk koşu bir dk yürü şeklinde bir rutin tutturdum ve bunu neredeyse yokuşun sonuna kadar böyle devam ettim. 94 ve 35k parkurlarının ayrıldığı noktadan sonra kilometrelerce sürecek bir iniş başladı. Burası artık canımın çok yandığı bir kısımdı fakat koşmaya devam ettim. Bir ara organizasyondan Ali Mert yanımdan geçti onunla selamlaştık. Yanımdan birkaç hızlı koşucu hızla geçti. Bense ancak bacaklarımın izin verdiği kadar sürat yapabiliyordum ve olana şükrettim. Altınoluk’un yüksek mahallelerine girdiğimizde zemin parke taşa dönüştü ve eğimler sanki daha da arttı. Koşabildiğim kadar koşup finişe yaklaştım. Son kısımda jandarma işi biraz savsaklamıştı ve koşu yönümüzde araçlar geziyordu. Yorgunluktan disoryante olduğum için biraz tedirgin oldum açıkçası. Sonuçta finiş takını karşıdan görünce moralim düzeldi. Sonra bir anda yol bitti. Evet gerçekten bitti ve işaretler önümdeki amfi tiyatronun kenarından yukarıyı göstermeye başladı. Tereddüt etmeden basamaklara 4 uzuv tırmanmaya başladım. Tırmanış bittikten 50m sonra da yarış bitti. Benden önce gelenler karşıdaki kafeye dağıldıkları için finişte pek bir enerji yoktu ve kimse alkışlamadı. Görevli bir arkadaş madalyamı taktı ve ikramların olduğu masaya yönlendirdi. Böylece benim yarışım da tamamlanmış oldu. 

Sonuç

Run Zeus nefis manzaralar sunan ve oldukça zorlayıcı olan parkuruyla keyifli bir seneyi sonlandırmak için doğru bir tercih oldu. Rossist Events ekibi ve gönüllüler canla başla çalışarak oldukça iyi bir organizasyon sundular bize. Bir sporcu olarak tatmin oldum ancak organizatör gözüyle bakınca birkaç nokta daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum. Önümüzdeki sene daha iyi hazırlanmış bir şekilde koşmayı isteyeceğim bir yarış hazırladıkları için başta sevgili Polat Dede ve Savaş Gündüz olmak üzere emeği geçen herkesi kutlarım. 
Beğendim
  • Organizasyon programda belirtilen saatlere uygun yürüdü
  • Kayıt ve kit dağıtım süreci hızlı idi
  • Ekip neşeli ve istekliydi. Sporcuların ihtiyaçlarına büyük bir istekle cevap verdiler
  • Parkur işaretlemesi yeterliydi
  • Tişört ve Buff verilmesi hoştu
Daha iyi olabilirdi
  • Gece koşulan bölümde yola düşen taşlar fosforlu boyayla işaretlenebilirdi
  • İşaretlemeler koşucunun geliş yönüne göre koyulabilir (birkaç noktada) , kör noktalara işaret koymaktan kaçınılabilirdi.
  • Parkurda zorunlu malzeme kontrolü yapılabilirdi. (yapıldıysa ben rastlamadım, ya da arkadaşlarımdan duymadım)
  • Yarış madalyası daha özenli olabilirdi. El yapımı olduğu vurgulanan madalyaya sentetik ip pek yakışmamış.
  • En önemlisi finiş öncesineki son beş yüz metre başka bir yerden dolaştırılabilirdi. Amfi tiyatroya tırmanmak sınarım kimsenin hoşuna gitmemiştir. Bir koşucu olarak yarışın son anlarımda tüm gücümle koşabileceğim bir düzlükte olmak isterim.
Yarışın Garmin bilgilerini merak edenler için:

Bu rapor orjinal olarak RunOnuR blog sayfasında yayınlanmıştır. Orjinaline buradan ulaşabilirsiniz.

Etiketler:, , , , , , , , , , , , ,

Geri Bildirim gönder...

Onur Senturk

1979 yılında İstanbul'da doğdum. Ömrümün büyük bölümünü bu büyük ve güzel şehirde geçirmeme rağmen bir süre sonra şehir bana yetmemeye başladı ve üniversite eğitimi için Tekirdağ'a taşındım. Daha sonra sırasıyla Antalya ve Kiev'de ikamet ettim. Hayatım boyunca birbiriden oldukça farklı kimliklerim oldu; müzisyen, turizm rehberi, Türk Dili öğretmeni, fuar organizatörü vb. bugünlerde başka bir kimlikle Antalya'da eğitim danışmanı, triatlon antrenörü ve yarış organizatörü olarak bulunuyorum.

Yorum Yaz

*

INSTAGRAM’DA TAKIP ET

FACEBOOK’TA TAKIP ET

Düzenlenen yarışların tarihlerini ve harika spor makalelerini haftalık olarak e-postayla gönderilmesini ister misin?
* = doldurulması zorunludur
www.yarisbul.com © Kendine Uygun Bir Yarış Bul
Tüm hakları saklıdır. | Kullanım Koşulları | Gizlilik Bildirimi